Wednesday, 8 June 2016

ZANZIBAR BEKLE BİZİ- HAZIRLIKLAR

ZANZIBAR

Afrika kıtasına yapacak olduğumuz ilk gezinin, hazırlık ve yapım aşamasından bahsetmek istiyorum. Nitekim gezimiz,   3 temmuz -10 temmuz arasında gerçekleşecek  ve de  önceden bunları yazmanın , beklentilerim ve yaşadıklarımın arasındaki farkı anlamam  ve de hazırlık aşamasından dikkate almam  gereken şeylerin değişkenliği üzerinde bana fayda sağlayacağını düşünüyorum.


Öncellikle Zanzibara yani Tanzanyaya ayak basma fikri, yaklaşık bir 5 dk lık telefon konuşma sonucu gerçekleşti. Afrika kıtasını ilk kez kesfedecek biri olarak karar verme aşamasında bile oldukça heyecanlı olan bizler, geziyi planlarken titizlikle yaklaştık ve kendimize öncelikler listesi belirledik. Neydi peki bu öncellikler? Tabikide nasıl bir tatil istediğimiz konusu ilk düşündüğümüz şeyler arasındaydı. Bunları göz önünde bulundururken aklımıza gelenler arasında, dinlenmek istediğimizdi çünkü uzun süredir dinlenmek adına birşey yapmamıştık.Bu sebeble tatilimiz safari seçenekleri üzerine kurmadık ve bunu daha sonraya bıraktık. Deniz kenarinda geçirmek istediğimizi günleri planlamak için, zanzibarı detaylı bir şekilde haritada ve internet üzerinden inceledik. Sonuç olarak 2 gün STONE TOWN yani merkezde geçirip buralarda tur seçeneklerinden yararlanıp, yerel hayatı müzeleri ve doğal alan gezileri planladık.  Bunlar arasında PRISON ISLAND, SPICE TOUR VE JOZANI FOREST en önerilen turlar arasında ve bizde STONE TOWN gezimiz sırasında, bu turlardan faydalanmayı umuyoruz. 

Peki Stone Town da yapmayı planladıklarım ve BUCKET  LIST ım de olanlar neler?
Öncelikle sokaklarda amaçsızca dolaşmak ve hayat tarzına tanıklık etmek.
Salaş bir restoranda kalamara karidese ve bilumum deniz ürününe doymak.. (Malum Türkiyede en sıkıntı çektiğimiz konu bu, porsiyonlar az fiyatlar faiş)
Satıcılarla pazarlık yaparak, bu konuda bir deneyim elde etmek.(Türkiyede vasat olduğum bir konu)
Hint okyanusunda güneşi  bir şişe Afrika şarabıyla batırmak
Köleliğin izlerine tanıklık etmek
Müslüman bir ülkede onlarla birlikte Ramazan bayramını kutlamak 
Müthiş kokulu ve hijyenden nasibini almamış balık pazarında bir tur atmak
Baharatlar arasında kaybolmak, ve tropik meyveye doymak
Orayı sevmek ve onlardan birşeyler öğrenmek var...
Umarım döndüğümde bunları yapmanın huzuru olur içimde diyorum....

Anyway....

Dönelim esas konuya ! Booking üzerinden stone town için tercihimizi HİLİKİ HOUSE dan yana kullandık. Yorumlar ve de konaklama seçenekleri arasında en göze çarpan bu oteldi. Daha sonra da LONELY PLANET EAST AFRICA gezi rehberini satın alınca da fark ettik ki, aslında çok doğru bir seçim yapmışız çünkü aynı otel burada yıldızlı bir şekilde öneriliyor.

Bu arada aslında yapmak istediğim bir hatırlaTma var. Zanzibar ya da Tanzanya hakkına gezi kitabı bulmak oldukça zor. Kitabevleri bu konudaki ihtiyacı pek karşılayamıyor. Ancak LONELY PLANET sitesinde EAST AFRICA gezi kitabı bizim gerçek anlamda kurtarıcımız oldu diyebilirim. Afrikanın incelikleri ve bilmediğiniz seçenekleri size titizlikle sunuyor. Tabiki amazon üzerinden sipariş edebileceğiniz seçeneklerde bulunmankta fakat bazılarının Türkiye ye shipping seçeneği yok yada gelenler çok geç elinize ulaşma sözü veriyor. Bu sebeblerden LONELY PLANET websitesi kapsamlı gezi kitaplarına ev sahipliği yapıyor. Tabi siz sadece bloglardan yada daha websitelerinden de yararlanabilirsiniz ama benim için elimde gezi kitabının olması, onu okumak ve döndükten sonra kütüphanemde yeri olması bir ritüel gibi birşey.

Peki, Stone Town sonrası neler yapmayı planlıyoruz. İşte tatilin dinlenme kısmı tam da burada başlıyor. Adanın en güzel plajı ve turistik yeri olaarak bilinen NUGWI bölgesine hareket ediyoruz. Şu an itibariyle ulaşım aracı olarak taksiyle anlaşmayı planlıyoruz. Nitekim Nugwi  adanın merkezine uzak ve med cezir anlamında en az etkilenen bölgesinde bulunmakta. Otelimizi seçerken temizlik hijyen gibi durumları temel alarak seçtik ve sonuç olarak Z HOTEL de karar kıldık. Otelin sahibiyle yazışmalarımız hala devam etmekte. Bize restoran konusunda oldukça yardımcı oldu ve SARUCHE restoranda evlilik  yıldönümümüz için yerimizi rezerve etti. Okuduklarımız ve trip advisor tavsiyeleri üzerine, Z Hotel restoran olarak adadaki en iyi opsiyonlardan biri. Nugwi merkezde da opsiyonlar bulunmakta ve onlar daha salaş yerler. Tabikide onlarıda deneyeceğim ve de yorumları objectif yansıtmaya çalışacağım. 

Nugwi de listemizde olan şeyler arasında, KEDWA BEACH, SUNSET TOUR ve de olursa PEMBA ISLAND. Bunlar için henüz bir schedule belirlemedik ama oraya varır varmaz turlar için pazarlıklara başlayacağız.
Nugwide Bucket list im de neler var peki?

Denizin tadını doyasıya çıkarmak, 
Snorkelle balıkları izlemek, yunuslarla beraber yüzmek,
Gopromuzla su altını fotoğraflamak
Güneşi bir kayıkta umarsızca batırmak 
Yerli halkın hayatını izlemek sevmek vs vs vs


Bunlar işin anlatı kısmı yaşarken neler olur bilinmez, ama şu bir gerçek ki Afrika güzelliklerden ibaret değil. Dikkat etmeniz gereken şeyler de var mesela hastalıklar. Ve bunlardan korunmak için öncelikle Seyahat sağlık hattını aramanız ve bilgi almanız gerekli. (444 77 34). Bu numarayı aradığınızda sizi gideceğiniz bölge ve ülke ile ilgili yönlendiriyorlar. Bize Zanzibar a için sarı humma aşısı gerekli olduğunu söylediler ve Ankaradaki seyahat sağlığü müdürlüğünden randevu alıp orayı ziyaret ettik. Çalışanlar oldukça ilgilendiler ve hastalıklar aklında bilgi verdiler. Son verilere göre Afrikada dikkat etmeniz gereken hastalıkların başında, sıtma, kolera, sarı humma, hepatit a-b geliyor. Bunlardan sarı humma nın aşısı var. Kolera ve diğerleri için kişişel koruma ön planda. Hepatit için kan sayımı yaptırıp bağışıklığınızın olup olmadığına göre doktorunuzu sizi yönlendirebilir. 

Şimdilik hazırlıklar geri saymayla devam ediyor ve önerileriniz  varsa da tabiki you are more than welcome :) 






Monday, 6 June 2016

GRAND CANYON

Flagstaff tan sabah gün doğmadan yola çıkarak, navigasyonumuzu grand canyon istikametine ayarladık. İçimiz içimize sığmıyor. Ne göreceğimiz konusunda fikrimiz var ama nasıl hissedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok. Doğal yollarla oluşmuş canyonun sadece bir kısmını görme fırsatımız olucak. Grand Canyon rimlerden oluştugunu gitmeden önce yaptıgımız araştırmalardan öğrenmiştik. Populer olan kısmı skywalk yapılabilen west rim gibi gözükse de biz aslında gerçekten Grand Canyon un asıl kısmı olan SOUTH RIM ı ziyaret edeceğiz.




Eger Grand Canyon a gidiyorsanız, mutlaka ya güneşin doğuşunu yada batışını orda görmeden dönmeyin derim. Çünkü bunlar bir ritüel şeklinde izleniyor ve kendinizi büyük bir şeyin parçası gibi hissediyorsunuz. 

Yolda kaybolmaniz gibi bir şey söz konusu değil, çünkü yol sadece Grand Canyona çıkıyor. Ve kendinizi parkın kapısında buluyornusuz. 25 dolar gibi bir giriş ücreti var ve 7 gün boyunca giriş yapma hakkınız oluyor. Girişte size detaylı bir harita ve bilgi içeren broşürleride veriyorlar. Artık keşfetmeye tamamen hazırsınız!

Biz parkın girişine arabamızı parkettikten sonra, sabah kahvaltısı için sandwiclerimizi ve montlarımızı alarak hemen mather pointte gittik, bu nokta canyona bakan noktalardan biriydi ve bize verilen haritalarda gösterilen değişik noktalardan biriydi. Oraya vardığımızda bizim gibi dünyadan birçok insanın bu özel anı izlemek için orada sessiz ve saygılı bir bekleyiş içinde olduğunu gördük. Kutsal bir an gibiydi. 

güneşin doğuşunu beklerken

güneş yüzünü gösterdi

yeni bir gün

Güneş yüzünü gösterdi ve yeni bir gün başladı. Ve biz buna tanıklık ettikten sonra, sandwiclerimizi ve soğuk havayı dikkate almadan anı yaşadık. Bu arada Grand Canyon da, sıcaklık farkı oldukça fazla. Sabahın erken saatlerin üşürken, öğlen sıcaktan yanabilirsiniz. Ama kesinlikle her anına değecek bir deneyim. 

Grand Canyon turistik aktiviteler anlamında çok gelişmiş ve herşey öngörülmüş bir yer. Gezmeniz gereken noktalar arasında ulaşımı sağlayabilmeniz için ringler var. Duraklarda sıra bekleyip, gezmek istediğiniz spotlarda direk inebiilirsiniz. Biz önerilen durakların hepsini ziyaret ettik ve içimizde hiç bir şey cevapsız kalmadı. Canyon un arasından arada beliren toprak rengi Colorada nehrinin sihrini unutamıyorum. Colorada büyülüyor, canyon aklınızı başınızdan alıyor. Ve siz her anında gezerken yüzünüzde bir gülümsemeyle doğaya bırakıyorsunuz kendinizi. 

Bu arada canyon un aşağısına inmek deneyim gerektiren ve de bir gün olan bir aktivite. Her yerde buna ait uyarılar ve alınması gerekn önlemlerden bahsedilmiş. 





Biz herşeyi araştırıp gitmemize rağmen, araştırmasak bile Grand Canyon da herşeyin düsünülmüş olduğunu gördük ve aslında yoldan ve kalacak yerler dışında çokta detaylı bir arastırmaya gerek olmadığını farkettik. Karar vereceğiniz şey sadece South Rim yada West Rim mi olmalı. Sonrası zaten aktivite dolu  bir gün boyunca manzaraya doyuyor ve enerji depoluyorsunuz.

Grand Canyon bir doğa harikası ve herkes için anlamı farklı o yüzden ne kadar anlatsam da herkes kendi deneyiminde ona bir anlam yükleyebilir. O yüzden yazımı şöyle bitiriyorum..

For each man sees himself in the Grand Canyon – each one makes his own Canyon before he comes, each one brings and carries away his own Canyon. – Carl Sandburg

Bunlarda benim canyon da biriktirdiklerim diyelim...





FLAGSTAFF-ARIZONA

Grand Canyona  giderken yol üstü hem güzel hem de yakın seçenekler arasında karar vermeye çalırken haritada karşımıza çıkan öğrenci şehir Flagstaff. Planımız bir gece Flagstaffta geçirip. Sabah gün aydınlanmadan Grand Canyon da güneşin doğuşuna yetişmek ve bu büyülü anı orda yaşamak. 


Phoenix Flagstaff arası yol bir harika ve çok rahat. Çift şeritli ve yol üstende yeşile doyarak yol alıyorsunuz. Yol boyunca da duraklayabileceğiniz seçenekler mevcut.  Biz heyecanlıyız çünkü Grand Canyon a gitgide yaklaşıyoruz. Yerşekilleri her km de değişiyor.







Flagstaff şirin bir kasaba, arabamızı parkedip yürüyerek tren istasyonunu ve old town ı gezdik. Küçük olmasına rağmen, bu kasabamızds herşey mevcut. Grand Canyon önces, akşam yemeğimizi supermarketten aldıgımız değişik yemeklerle kaldığımız otelin bahçesinde yaptık. Ve sabah Grand Canyon da yapacağımız sabah kahvaltısı için sandwiclerimizi hazırlayıp, sabah gün ağırmadan yola çıkmak için, erkenden yattık.

Flagstaff için diyebileğim şeyler arasında, bir uğrak yeri oldugu ve çok sayıda otel ve turistlik yer bulundugu. Otelinizin önceden ayırtırsanız fiyat sıkıntısı yaşamazsınız. Biz genelde budget otelleri ve inn leri tercih ettik. Bence tek gecelik konaklamalar için gayet idealdi. Genelde otellerde kahve ve cay ekipmanıda bulunuyor. Küçük ihtiyaçları düşünüyor olmaları da yolculugunuzu kolaylastrıyor. 

Ve Flagstafftan fotolar


OLD TOWN




PHOENIX

YAŞASIN ARIZONA!

Yolculuğumuzun en merak ettiğim kısımlarından biri olan yer kesinlikle burasıydı diyebilirim. Phoenix Arizona! Dry Hot  dedikleri cinsten ve de asfaltta değil yumurta yemek bile pişirmeye müsait sıcak bir iklim. Chicago iç hatlar ucuşuyla indiğimizde havalimanında gördüğüm kaktüsler bana farklı bir yerde olduğumu hatırlatmıştı adeta. 

Düz ve de sıcak bir şehir. Ama bir o kadar da eğlenceli diyebilirim. Otelimizi bu sefer daha çok yerli turistlerin kaldığı  (bu kısmı en çok hispanic yada meksikalılar oluşturuyor), bir bölgedeki oteller arasından seçtik. Etrafındaki olanaklar iyiydi açıkçası. Yemek yemek için yerler, büyük bir outlet mağaza. daha ne olsun. Phoneix ile ilgili ilk izlenimim, hava çok sıcak oldugu için, insanların genelde sokaklarda dolaşmıyor olmasıydı. Yani kalabalıklar halinde insanları etrafa keşfe çıkmış yada alışveriş yaparken  yada kafelerde otururken görmüyorsunuz. Peki nerde bu insanlar? bu insanlar air conditioning en yükseklerde soğutma işevini gördüğü yemek yenen pub, cafe ve restoranlarda yada shopping mall lardalar. Ama yine de hayatlarından çok memnun oldukları kesin !

Biz gezimizin bu kısmını bir geçiş olarak kullanmak için planlamıştık. Amacımız phoneix üzerinden flagstaff ta kalarak grand canyon ı keşfe çıkmaktı. Bu yüzden phoneix te çok nokta atışı yaparak seçimler yaptık. Bunların başında tabikide DESERT BOTANICAL GARDEN geliyor. Muhteşem bir yer.Biz gezimizin bundan sonra sı için kiraladığımız arabamızla yola çıktık ve navigasyonla yolumuzu çok kolay bulduk. İşin aslı açık havada geziyorsunuz, ve herşey tam da filmlerdeki gibi. Dev kaktüsler gittikçe çoğalıyor ve emin olun heyecanlanıyorsunuz ister istemez. Arabamızı park edip bilet almak için yöneldigimizde, bizi çok içten şekilde bilgilendirdiler. Yanımıza en az iki litre su almamız gerektiğini söylediler.Ve ögrenci kartımı unutmama rağmen bana öğrenci indirimi yaptılar. Su ihtiyacnizi, şişeniz varsa, yürürken düzenli konulmuş çeşmelerden suyunuzu sürekli doldurarak karşılayabilirsiniz. Bu güzel parkur için 2 saat güzel bir zaman ve buna kesinlikle değer. Ayrıca çalışanlar sizi bilgilendirmek konusunda oldukça istekliler. Ben onlarda çok şey öğrendim. Mesela succulent ve cactus arasındakı farkı! Tekila yapılan bitkiyi! ve native lerin yaşamı hakkında ilginç gerçekleri! Parka girdiğinizde işaratleri takip ederek gezmeni mümkün, açık hava ve bir süre sonra kendinizi çölde gibi hissediyorsunuz. Bu güzel bir parkur, bolca fotoyu hakediyor. Devasa kaktüslerlerle değişik pozlar verek mümkün. Parkurun sonunda bir bahçe bulunuyor ve burda değişik bitkiler mevcut. Buraya huzur köşeside denebilir cunku akan suyun sesi, ve de orada başkalarının bulunmayışı gezinizi daha da ilginç  ve farklı bir boyuta tasıyor. Evet desert botanical garden ı gezdiniz. Sonra bir gift shop var, içinden ilginç ürünler mevcut. eger bu atmosferi biraz olsun evinizde de yaşatmak istiyorsanız, oradan succulent tohumu alın derim. Sanırım karışık bir paket 3-5 dolar arası bir şeydi. Ben aldım ve de ürünlerini çok yakında göreceğim.






Sıcakta gezdik, yorulduk dolayısıyla acıktık. Bu güzel gezi ancak güzel bir yemekle taçlandırılabilirdi. Bizde araştırmalarımızı sonucu herkesin tavsiye ettiği BOBBY Q ya gittik. Phoneix te trafik sorunu yok, her saat trafik akıyor vede herkes tabikide kurallara uyuyor. Bobby Q efsane menuleri, devasa tabaklarıyla ve ikramlarıyla bizi memnun etmekten öte gitti. Müşteri memnunniyetine çok önem veriyorlar ve de porsiyonları çook büyük. İçeçekleri lezzetli, özellikle bira  ve kahveleri denemeye değer.

evet yemeğimizide yedik. sırada doyurulması gereken bir şey daha vardı. Alışveriş tabiki. Phoenix oldukça ucuz bir yer, hele de outlet tarzı bir yere gidiyorsanız. Fiyatlar daha düşük. Biz otelimizin yanındaki bir yere gittik ve daha çok hediyelik eşya tarzı şeylere baktık. Kupa ve tişortler 5 dolar civarıydı ve de karlı bir alışverişle ordan ayrıldık. Amerikada kredi kartları her yerde geçerli, ve de sistemleri bizden çok daha güvenilir. 
Ayrıca phoenix, downtown da görülmeye değer pek birşey yoktu. En azından chicago dan sonra biraz az gösterişliydi diyebiliriz. Yine de go and check derim.

Evet otelimize geldiğimizde tüm günün yorgunluğu vardı üstümüzde ama yarın için heyecanlıydık. Yarın günlerden flagstaff, ve biz gittikçe grand canyona yaklaşıyoruz....

CHİCAGO

Amerika da iki hafta adlı gezimizin ilk durağı Chicago dayız! THY yolları chicago seferiyle geldiğimiz bu rüzgarlı şehirde, Amerikan rüyasını takibe başlıyoruz. Chicago büyük bir şehir, illiois eyaletibne bağlı ve michagan gölünün kıyısında.  Gece ve gündüz ayrı manzaralara sahip diyebilirim...

Otelimizi seçerken , iş hayatı hakkında bir fikrimiz olması açısından, ve günlük koşuşturmalara tanıklık etmek için, downtown seçeneğini değerlendirmiştik.İyiki de öyle yapmışız. Her yer yürüme mesafesindeydi ve herşey çok rahattı. Gitmeden önce free tours adı altında chicago free tours ile bağlantiya geçip, iki kişilik online rezervasyon ile şehir turu satın alarak, ilk günümüzü şehrin gezilmesi gereken yerlerini panoromik bir şekilde gezerek bir rehberden dinlemek gerçekten bilgilendirici oldu.Bu tarz turlar tip usulu çalışıyor ve de turun sonunda sizin uygun gördüğünüz miktarda tip i sizi gezdiren rehbere taktim ediyorsunuz. Rehberler gerçekten deneyimli ve sizlere yerel öyküler anlatarak şehri daha iyi tanımanızı sağlıyorlar. 

Mimari anlamda göz zevkinizi doyurak bir şehir kesinlikle. Yüksek binalar, sanatın izlerini taşıyor buna şehir merkezinda bulunan hapishane binasıda dahil. Şehri gezerken her yerde sanatın, modernizmin ve uyumun ahenkini görmeniz mümkün. Bu yüzden de mesafeler uzun gelmiyor. 

Şimdi chicago dan benim seçtiklerimle devam edeceğim. Bence mutlaka yapılması gereken şeylerin başında, sabah kahvaltısıyla başlıyorum. Etraf bakery tarzı coffee shoplarla dolu. Sabah kalktıgınızda american way of life a tanıklık etmek isterseniz, bunlardan birine girin ve kahvenizi ısmarlayıp bagel ınınız ( bir çeşit simit) yerken sokaklardan geçenleri izleyin, empati kurun, düşünün. Daha sonra meşhur MILLENIUM parkta nam-ı değer BEAN ı görün. Parkı baştan sona yürüyün, michagan gölünün manzaralarının tadını çıkarın. Şehre birde yüksekten göz atmak isterseniz SKYDECK CHICAGO iyi bir seçenek olabilir. Ama derseniz ki ben biraz downtown da uzaklaşmka istiyorum. İşte o zaman sizler için güzel bir alternatif olan LINCOLN PARK ZOO önerebilirim. Giriş ücret yok ve de vakit geçirmek için oldukça güzel bir yer ayrıca downtown a da tek bir metroyla gidilebiliyor. 
Downtown da yürürken meşhur müzikallerin olduğu CHICAGO THEATRE da es geçmeyin ve THE ART INSTITUTE OF CHICOGO da bir gününüzü ayırın. Gece michagan gölündeki harika manzaralarıda izlemeyi unutmayın. Biz chicago da iki gün geçirdik ve beğendik. Ama Amerika da macerası devam ediyor.
Millenium Park- the bean

Downtown
downtown

downtown
millenium park


Lincoln Zoo
downtown walking tour